-derkenar- *şarkıcıya âşık olan genç*


13.12.2009 · Kategori: kitap kurdu __


Aşkın sebepleri arasında en inanılmaz olanı belki de rüyada görüp âşık olmaktı.

İnsan sevgiliyi rüyada her vakit görür ama rüyada yalnızca bir gördüğü birine acaba sevgili der mi? Bunlar olsa olsa Hüsrev ile Şirin, Vamık ile Azra hikâyelerinde olur.

Gönlün, hiç mevcut olmayan birine tutulması sanki hiç gereği olmayan bir şeyle geçim sağlamak gibi değil midir?

Birisi hiç görmediği ve asla göremeyeceği bir güzeli sevdiğini söylerse herhalde aklından zoru olduğunu düşünürler.

Ruhu ona telkin ediyormuş,t emenni ve arzuları kalbini yönlendiriyormuş, bunlara inanmazlar.

Oysa bir âşık, sevgilinin ay mı, güneş mi olduğunu bilemese de, aklının bir oyunu mu, hayalinin çılgınlığımı mı olduğunu kestiremese de, gözlerine her daim onun görüntüsü girdiği müddetçe âşık değil midir?

Âşık olmak için maddi varlık şart mıdır?

Allah'ın güzelliğini rüyasunda görüp ona âşık olan dervişe inanıyoruz da neden sevgilisinin hayaliyle özleme tutulan âşıka inanmıyoruz.

Eğer ona inanmayacaksak aşk,surete tapmaktan gayrı ne olur ki?

O halde insan, sevdiği kişiyi karşısında görmeden de onu âşıkı olabilir.

Sevgili için kaygılanmak da, hayaliyle mes olmak da, geceleri uykusuz kalmak ve seherlerde acı çekmek de hehep âşıkın sevgiliyi görmeden yaptığı şeylerdir.

Bir duvarın arkasında şarkı söyleyen bir kadını işitmek bazen ona tutulmak için yeterlidir.

Bazıları buna temelsiz bir bina gözüyle bakabilir, ancak âşık, o binayı inşa etmekte her zaman çok mahirdir.

Zihni göremediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında hayalinden ona şekiller çizer, kıyafetler giydirir, renk ve koku isnat eder tavır biçer..

Sevgili âşıkın zihninin içinde yapılır.

Âşıkın hayal ve bedii düşünceleri sevgilinin güzelliğini artırır.

 

Diyelim sese âşık olan genç sonra o şarkıcıyı bir yede görse, âşkı ya sönecek veya artacaktır.

Görme onu yönlendirecektir .

İyi de görme yoksa kim bu şarkıcıya âşık olan kişiyi ayıplayabilir ki?

Cenneti de ancak tasvirle tanıyor değil miyiz?

Onun söylediği şarkılar kulağımızı doldurup kalbimizi ona yönlendirdiğinde genelde âşık onun güzelliğini sesine göre ölçer.

Eğer kendisini gördüğünde aşkı artıyorsa şarkıcıda onun sesine denk bir güzellik görmüş demektir. Ama eğer şarkıcının yüzü sesinden daha güzel ise bu âşıkı, sesten yola çıkarak güzelliği keşfettiği için tebrik etmek gerekmez mi?

Cennetin en güzel tasvirleri bile cennetin yanına yaklaşmaktan uzak değiller midir?

O halde, kainatta görülen bütün güzelliklerin "Mutlak Güzel"den bir iz taşıdıkları için güzel olduğunu söyleyen kişi haksız sayılabilir mi?

Katre-i Matem / İskender Pala - syf.189/190

Yorum (yok) Yorum yaz!

bir dünyazedeyim


5.12.2009 · Kategori: umut kapisi

Rahman kiminin yüreğine oturur, kimininse sadece diline.. 

 

Alıp veridiğim her nefesin kendimde icra etmekte olduğu bir kaderi olduğunu, bu kaderi yaşamadan ömrü tüketmenin yaşamak olmadığını düşünüyorum. İnsanın ümitli olduğu herşeye köle, ümit kestiği herşeyden de hür olduğunun farkındayım. Son günlerde çok kaderci bir ruh hali içindeyim. Ömrüm boyunca Allah'tan istediğim şeylerden ziyade Allah'ın benden istediği şeyleri önemsedim. Ama şimdi Allah'tan bişeyleri şiddetle istemek geçiyor içimden..

Yorum (yok) Yorum yaz!

..


7.11.2009 · Kategori: umut kapisi


“Allahın kazasından kaderine sığınıyorum”

Yorum (yok) Yorum yaz!

bi inşirah ver..


3.10.2009 · Kategori: umut kapisi

Ey can...


Üzülme ve üzme güzel yanlarını..
Yıkılma, dik kal!!
İyiki Rabbimin inşirahı var..
Unutma zorluk varsa,
önünde ve ardında kolaylık var..

Yorum (4) Yorum yaz!

Sevginin ö/zü


5.9.2009 · Kategori: kitap kurdu __


























"
Sevgi konuşulmaz, yaşanır. Sevgiyi konuşmak,  sözün bittiği   yerden  konuşmaktır.     

İnsan ancak sevgiye dair konuşabilir. Ey sevgili okur! Bu yazıyı “sevgiye dair” bir yazı olarak oku!
        
       Sevgi ışık gibidir, sevgisizlik karanlık. Karanlığın kaynağı olmaz. Karanlık ışığın yokluğu halidir. Fakat ışığın bir kaynağı olmak zorundadır. Kaynaksız ışık olmayacağı gibi, kaynaksız sevgi de olmaz.

...
Kaynağında Allah’ın bulunmadığı bir sevgi sahte sevgidir.. Kaynağını kutsaldan almayan sevgi, sevgi değil tutkudur. Sevgi özü gürleştirdiği için insanı özgürleştirir, tutku ise tutuklar ve köleleştirir. Tutkunun adını sevgi koyanlar, iki kişilik yalnızlığı sevgi sanmakla sevgiye de haksızlık yapmaktadırlar.."

Mustafa İslamoğlu / Sevgiye dair - Yeni Şafak Makaleleri

Yorum (2) Yorum yaz!

Neyim ben??


7.8.2009 · Kategori: kitap kurdu __



"Siz demiyor muydunuz, "İnsanın düşünce serüveni, öğrenme serüveni; bilinen şeylerden bilinmeyene doğrudur çocuklar" diye? Bilinenlerin arkasındaki irade ne diye sordum; yüreğime sorular sordum hocam...
İnsan yüreği hangi yasalara uyar hocam? "Yerçekimi Yasası"na mı? "Normal şartlar altında; aynı nedenler, aynı sonuçları doğurur yasası"na mı? Ya insanın yasaları? Yüreklere hükmedebilen yasalar mı?

Neyim ben? Sordum yüreğime ve yüreğimde; doğuma da, ölüme de güçlü bir karşılık verme açlığı gördüm.

Huzur veren, dinginlik veren bir karşılık!

Yaşamı aşan, aşkın bir karşılık...

Bu karşılığı aradım ve sonunda herşeyi Yaratan'ın, herşeye belli bir karşılık da koyduğunu anladım.

İşte benim arkamdaki karanlık güçler bunlar. Başörtümün altındaki örümcekler bunlar hocam... "

Mızraksız İlmihal - Mehmet Efe

Yorum (4) Yorum yaz!

..bekleyen rüzgar..


26.7.2009 · Kategori: kuytu kosem

..

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallarda durur
..

Sezai KARAKOÇ

Yorum (4) Yorum yaz!

da-yan!!


25.6.2009 · Kategori: kuytu kosem

"Yan!" diyorum içime! Sadece sen yan!
Ve "Dayan!" diyorum gönlüme!..


"Herkes mutlu olsun! Sen dayan!.. "

fotoğraf: Ayine-i Cihan

Yorum (4) Yorum yaz!

Lâ tahzen!


14.6.2009 · Kategori: umut kapisi


Üzülme!

Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.

Üzülme!

Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

Üzülme!

Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki…

Üzülme!

Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki… Gözden çıkarmamış olmalı seni.

Üzülme!

Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.

Üzülme!

Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki… Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.

Üzülme!

Seni bir “İşiten” var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

Üzülme!

Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.

Üzülme!

O’nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: “Lâ tahzen, innAllahe meânâ.”

Üzülme!

Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. “Rabbin sana küsmedi ki…” Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. “Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki…”

Senai Demirci

fotoğraf: Gürcan Alemdaroğlu

Yorum (2) Yorum yaz!

yaL-nıZ


20.5.2009 · Kategori: kuytu kosem




Düşüm yalnız,
Duygularım yalnız,
Ben senle
Sen benle
Yalnız.
Yalnız,
Hep yalnızız.

Alıntı

Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki ::