da-yan!!
25.6.2009 · Kategori: kuytu kosem
Ve "Dayan!" diyorum gönlüme!..

fotoğraf: Ayine-i Cihan


Üzülme!
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.
Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.
Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki…
Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki… Gözden çıkarmamış olmalı seni.
Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.
Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki… Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.
Üzülme!
Seni bir “İşiten” var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.
Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.
Üzülme!
O’nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: “Lâ tahzen, innAllahe meânâ.”
Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. “Rabbin sana küsmedi ki…” Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. “Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki…”
Senai Demirci
fotoğraf: Gürcan Alemdaroğlu

Düşüm yalnız,
Duygularım yalnız,
Ben senle
Sen benle
Yalnız.
Yalnız,
Hep yalnızız.
Alıntı
Farkedemiyorum bazen.. Hayatın en zor işiymiş farkedebilmek...
Gözüm görürken,
kulağım duyarken,
bedenim hissederken nasıl bir gaflettir bende ki..
Farkederek yaşamak lazım, önce farkedilmişliğimi öğrenmem lazım.
Rabbim tarafından farkedildiğimin farkında olmalıyım..
Ey nefsim neredesin hayatın??
Ey can neresindeyiz ömrün??
Senai Demirci

Umutlarım şemsiye hüznüme;
Islanırken gözlerim,
Yüreğim...
Sözlerim bitti bitecek derken...
şemsiye
http://saklimavi.blogspot.com/

Bahardı... İçerde Âmine’nin kucağında nur ile yıkanmış bir Gül kokusu vardı...
Kaç bin senedir beklenen yâr meğer o yârdı.
Arasına sınır taşları dikilmiş zamanın saadet damıttığı çağlar işte o çağlardı.
Gece seherlere uzardı ve dudaklarında Âmine’nin “Gülüm!” diyen bir gülümsemesi vardı..
Sevgili o gece bir “Gül” oldu..
..
Gel ey vahdetin Gül’ü hasretin Gül’ü...
Kokunla gel ve renginle gel!..
İlhamın ve âhenginle gel!..
Aşkınla olmazsa sevginle gel!..
Gel ki serazad kuşlarca süzülsün yürekler çiçeklere;
ve çiçekler yenik düşsün aşkını eleyen kelebeklere...
İskender PALA

Bu kentin yağmursuz ama ıslak sokaklarının son demlerine,
en güzel muştusuna vakur bir yalnızlık çöker.
Ve kahrın tortusu kalır yalnızlığıma...
Hiç bir kapı yok gecenin hüznünü eşiğinde yoğuracak..
Tutsağı olmuş zamanda ne sıcak bir el ayışığı gölgesinde avuçlarıma dolar ne de bir rüzgar var tenime değen..
Her köşebaşı uçurum, her kaldırım taşında bir yalnızlık bir tükenmişlik var..
Çalınmış düşlerle insanlar çığlık çığlığa isyandalar..
Bu kentin dönüşssüz caddelerinde hep hüznümün izleri var..
Sen; hüzün denizlerinde beni benimle sonbaharın koynuna bırakarak kaybolup gidenimsin..
Sen efkar demlediğim gözlerimden akan sızılarımla geceler boyu kirpiklerime takılıp kalan rüyamsın..
Gözümü kapattığım an görebildiğimsin..
Acı veren yokluğunda yaralayanımsın..
Ne çare ki yaramı acıtanda sensin yarama merhem olacakta..
Oysa yaralar öldürücü olunca her merhem bir acımasızlıktır biliyorum..
Biliyorum da yüreğim adını sayıklarken gözlerimdeki buğu hep sana yön tutar..
Bu acılı sevdanın gözlerinde tütenimsin..
Beni bana bırakıp seni bana bırakmadan gidenimsin..
Beni bana bırakma!!
Kolay değil sensiz olmak içinin yarısını boş tutmak..
Ah sevdiğim sensiz olmak hiç olmamak....
Varlığın dev dalgaların mekan tuttuğu denizlerde boğulmadan kalabilme sebebim olurken bak; şimdi vurgun yemiş yüreğimde yokluğun, solan ömrün son nefesinde ölüm sebebim olacak.. Bu kez senin içinde korkular, bir değil bin pişmanlıklar kalacak..
Ve bu kentin dönüşsüz caddeleri senin gözyaşlarınla ıslanırken
bir kendim bir ben gidiyorum...
Seni sana bırakarak kendimi senden terkediyorum..
Yokluğun katilim oldu....
Nermin YALÇIN

Sen Bana Bakma;
Ben Senin Baktığın Yönde Olurum...
Özdemir Asaf

